Türkiye'de İklim Çeşitleri
Türkiye’de genel olarak üç ana iklim tipi görülür.Bunlar; Karadeniz İklimi, Akdeniz İklimi ve Karasal iklimdir.
1)KARADENİZ İKLİMİ:Bu iklim asıl olarak Kuzey Anadolu Dağlarının Karadeniz’e bakan yamaçlarında görülür. Genel özellikleri şunlardır: Her mevsim yağışlıdır.Doğu Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 2000-2500 mm’dir.Batı Karadeniz Bölümünde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 1000-1500 mm’dir.Orta Karadeniz Bölümünde ise maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer. Yıllık yağış miktarı 700-1000 mm’dir.Karadeniz ikliminin görüldüğü alanlarda kar yağışlı günlerin ortalaması 18 gündür.Yıllık ortalama sıcaklık 13-15°C’dir.Ocak ayı ortalama sıcaklığı 6-7°C’dir.Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21-23°C’dir.Yıllık sıcaklık farkı 13-15°C’dir.Doğal bitki örtüsü ormandır.Yüksek alanlarda Alpin çayırlar görülür.
2)AKDENİZ İKLİMİ:Bu iklim tipi ülkemizde en belirgin olarak Akdeniz kıyılarında görülmekle birlikte, Ege ve Marmara Bölgelerinde de etkili olmaktadır. Genel özellikleri şunlardır:Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.Maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer.Yaz ve kış yağışları arasındaki fark oldukça fazladır.Yıllık yağış ortalaması, 600-1000 mm arasındadır.Yıllık sıcaklık ortalaması 18-20°C’dir.Ocak ayı ortalaması 8-10°C’dir.Temmuz ayı ortalaması 28-30°C’dir.Yıllık sıcaklık farkı 15-18°C’dir.Ege Bölgesinde dağların kıyıya dik uzanması, Akdeniz İkliminin iç kesimlere ulaşmasına olanak sağlamıştır.Marmara Bölgesinde görülen Akdeniz İkliminde, yazlar Akdeniz kıyılarına göre daha serin, kışlar ise daha soğuk ve karlıdır.Akdeniz İkliminin karekteristik bitki örtüsü zeytin, defne, mersin, kekik gibi bitkilerden oluşan makilerdir.
3)KARASAL İKLİM:Ülkemizde Karasal İklim, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile İç Batı Anadolu Bölümünde görülür.Genel özellikleri şunlardır:Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.İç Anadolu Bölgesinde maksimum yağış ilkbaharda, minimum yağış yazın düşer.İç Anadolu da ortalama yağış 300-400 mm’dir.İç Anadolu’nun kış sıcaklık ortalaması, 1-2°C, yaz sıcaklık ortalaması, 22-23°C, yıllık sıcaklık ortalaması ise, 10-12°C’dir.Ege Bölgesinin İç batı Anadolu Bölümünde de yağışlar kıyı kesimine göre azdır.Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğu kesiminde yıllık sıcaklık ortalaması, 4-6°C’dir.Kuzeydoğu Anadolu’da kış sıcaklık ortalaması, -7, -10°C, yaz sıcaklık ortalaması, 17-19°C’dir.Yıllık yağış miktarı, 500-600 mm’dir.Güneydoğu Anadolu’da ise ortalama yağış, 400-700 mm’dir.Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kış mevsimi pek donlu geçmemekle beraber, yaz mevsiminde şiddetli kuru sıcaklar egemendir.Güneydoğu Anadolu’da yıllık ortalama sıcaklık, 15-16°C, kış sıcaklığı, 3-4°C, yaz sıcaklığı ise, 30-35°C’dir.
BASINÇ
Atmosferdeki gazların temas ettikleri yüzeylere uyguladığı kuvvete hava basıncı denmektedir. Hava sıcaklığına bağlı olarak yoğunluktaki artma ve azalmalar sebebiyle basınçta değişiklikler görülür. Bunun yanı sıra hava basıncı, mevsimler, yükseklik, yerçekimi, cephe ve basınç sistemlerine bağlı olarak değişmektedir.
Türkiye de basıncın yükseltiye dayalı olarak 776-1026 mb arasında değiştiğini söyleyebiliriz. Meteorolojik çalışmalarda yükselti faktörünü elemine etmek için istasyon basıncı hesaplamayla deniz seviyesine indirilmektedir.
YÜKSEK BASINÇLAR
1)Sibirya Termik Y.B. : 60° enlemlerinde oluşmuştur. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemlerde kışlar çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Türkiye’ye Kuzeydoğudan sokulur. 2)Asor Dinamik Y.B. : 30° enlemlerinden kaynağını alır. Türkiye’de bütün yıl etkilidir. En fazla yazın etkilidir. Etkili olduğu yaz mevsiminin kurak olmasının başlıca sebebidir (Alçalıcı hava hareketinden dolayı). Bu basıncın etkisiyle Ege Kıyıları boyunca kuzeyden esen Etezyen rüzgarı oluşur. Yurdumuza kuzeybatıdan sokulur. ALÇAK BASINÇLAR 1)İzlanda Dinamik A.B. : 60° enleminde kaynağını alır. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemde kışlar ılık ve yağışlı geçer. Kuzeybatıdan sokulur.
2)Basra Termik A.B.: (30° Kuzey) Türkiye’de yazın ekilidir. Yurdumuza Güney Doğu Anadolu Bölgesinden itibaren sokulur ve sıcaklığı artırır. RÜZGARLAR Türkiye batı rüzgarları kuşağında olmasına rağmen daha çok yerel rüzgarların etkisindedir. Sebebi yer şekilleridir. Yurdumuza kuzeyden gelen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken, güneyden gelenler sıcaklığı artırır. Bu durum sıcaklığın dağılışında enlem etkisine örnektir. Türkiye’de yıllık ortalama yağış bakımından, bölgeler arasında büyük farklılıklar vardır. Bazı bölgelerde ortalama yağış 2500 mm’yi bulurken, bazı bölgelerde 250 mm’nin altına inmektedir. *Kıyı bölgelerinin nemliliği iç kesimlerden daha yüksektir. Bundan dolayı kıyı kesimlerde yağışlar fazla ve sıcaklık farkları azdır. *Bağıl nem en yüksek Doğu Karadeniz Bölümündedir. En düşük Güney Doğu Anadolu’dadır. *En fazla yağış alan bölge Karadeniz ,Bölüm Doğu Karadeniz, il Rize’dir(2400 mm) .Rize’nin çok yağış almasında; güneyindeki yüksek dağların hakim rüzgar yönüne dik olması etkilidir. *En az yağış alan bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir. Sebebi ; etrafının dağlarla çevrili olmasıdır. En az yağış alan il Konya ‘dır (330 mm). NOT: En az yağış alan bölge İç Anadolu Bölgesi olmasına rağmen en kurak bölge Güney Doğu Anadolu Bölgesidir. Sebebi ; buharlaşmanın fazla olmasıdır. *Karasal iklim bölgelerinde kışın görülen yağışlar genellikle kar şeklindedir. Türkiye’de karla örtülü gün sayısının en fazla olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesidir. *Türkiye’de kar örtülerinin yerde kalma süresi batıdan doğuya doğru artar. Kar yağışı ve don olayının en az görüldüğü bölgemiz Akdeniz Bölgesidir. *Türkiye’de kışın görülen yağışlar genelde cephesel kökenlidir. Bu tür yağış oluşumu en fazla Akdeniz Bölgesinde görülür. *İlkbahar ve yazın görülen yağışlar genelde Konveksiyon yağışı şeklindedir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür. *Orografik (yamaç) yağışları genelde Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Fakat en fazla Karadeniz Bölgesinde görülür.Türkiye’de Yağış Çeşitleri ve Önemi
YAĞMUR: İkiye ayrılır. Küçük taneli ve yavaş yağana ÇİSELİ, iri taneli ve hızlı yağana SAĞANAK yağış denir. Çiseli yağmur daha zararsızdır. Ancak sağanak yağışlarla toprak fazla yağışı hemen ememez ve sellere, dolayısıyla erozyona neden olur. Tarımsal alanların, hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacı, kurak bölgelerin içme ve sulama suyu, meraların yeşerebilmesi (hayvancılık açısından) yağmurların etkisiyle olur. Buda insan hayatı için çok önemlidir.KAR: Kar aşırı yağmadıkça tarımsal ürünlere zarar vermez hatta onları dondan korur. Yavaş yavaş eriyerek erozyona sebep olmaz, toprağın su ihtiyacını karşılar yeraltı sularını besler. Ancak aşırı olanı ulaşımı etkiler. Karın yerde kalma süresi B ’dan D ’ya doğru artar.DOLU: Zararlı etkileri fazla olan bir yağış çeşididir. Yere düşünce çabuk erir ve sellere yol açar, tarım ürünlerine ve hatta eşyalara zarar verir. SİS: Kara, Kıyı Yamaç(orografik) ve cephe sisleri gibi çeşitleri vardır. Görüş mesafesi 1 km’den az olduğunda meteorolojik anlamda o gün sisli gün sayılır. En fazla sisli gün sayısı İç Anadolu’dadır. Akdeniz kıyı kesiminde ise sis neredeyse hiç görülmez. Ulaşımı olumsuz etkiler. Türkiye’de Yağışın Dağılışı Türkiye’de genel olarak kıyı kesimler ve yüksek dağ yamaçları bol yağışlı denize kapalı iç kesimler ve çukur yerler az yağışlıdır. Yağış: Atmosferdeki yoğunlaşma sonucu meydana gelen su damlacıkları başlangıçta birkaç mikronla 100 mikron çapındadır. Bunların bir arada toplanmasından bulutlar meydana gelir. Fakat her buluttan yağış düşmemektedir. Yağışın düşebilmesi için damlacıkların birleşip 0.5 mm çapına ulaşması gerekir. Yağışın meydana gelmesinde esas rolü oynayan yoğunlaşma işleminde havanın soğuması önemli bir etkendir. Bu yüzden yağış tiplerini soğuma şekillerine göre incelemek mümkündür.
a) Konvektif yağışlar: Yerdeki sıcak hava kütlesinin konvektif yükselmesiyle meydana gelen genellikle sağanak şeklindeki yağışlardır.
b) Orografik Yağışlar: Hava kütlelerinin bir engebeye çarparak yükselmesi ve soğuyarak yoğunlaşması sonucu meydana gelen yağışlardır.
c) Cephesel Yağışlar: Hava kütleleri arasındaki cephelere bağlı meydana gelen yağışlardır. Yeryüzündeki yağışların büyük kısmı bu şekildedir.
Mevsimlik yağışların alansal dağılımına baktığımızda Akdeniz Bölgesinin yağışlarının çoğunu Kış aylarında aldığını görüyoruz. Akdeniz’de bu yağışı bırakan sistemler dağların etkisiyle iç bölgelerde daha az yağış bırakmaktadır.
Karadeniz Bölgesinin ise her mevsim yağışlı olduğunu görmekteyiz.Yaz aylarında ise kuzey bölgelerimiz daha fazla yağış almaktadır. M.Polar hava kütleleri Karadeniz üzerinde nem kazanıp Rize ve Hopa çevresinde yükselişe geçerek orografik yağışlar bırakır. Bu dönemde güney bölgelerimizde yağışların oldukça azaldığını söyleyebiliriz. Kuzeyli ve güneyli akımlarda iç bölgeler az yağış alır. İç bölgeler ancak batılı akımlarda yağış alır.
Türkiye yağış açısından çok çeşitlilik göstermektedir. Genelde sahil kesimlerimiz 1000 mm nin üzerinde yağış alırken Rize 2300; Orta Anadolu ise sadece 300 mm civarında yağış almaktadır. Bu da sıcaklığın ve buharlaşmanın arttığı yaz aylarında kuraklığa sebep olmaktadır.
Yıllık yağış zaman serisi grafiği de bize yağıştaki salınımları göstermektedir. Türkiye yıllık ortalama yağışı 630 kg. civarındadır. Bu grafikten 72-73, 89-90, 99-2000 yıllarında normalin altında yağışlar alarak kuraklık yaşadığımızı görmekteyiz.
Şiddetli Yağışlar:
Bir yağısın şiddetli sayılabilmesi için; formulüne göre bulunan değere esit veya yüksek olması gerekir. Türkiye’de Standart zamanlarda bugüne kadar gerçekleşen maksimum yağışlar incelendiğinde kısa sürelerde en şiddetli yağışların Hopa’da , saatlik ve günlük yağışlarda ise Antalya ve Marmaris’te olduğunu görmekteyiz.
Şiddetli yağışlar sonucu oluşan seller yüzey akışına geçen yağışın tahliye edilememesi, alt yapının yeterli olmaması sonucu ortaya çıkan afetlerdir. Ayrıca ağaçların mehfez ve köprüleri tıkaması sonucu su tahliye olamamakta ve yerleşim alanlarını su basmaktadır. Türkiye'de Rüzgar ÇeşitleriSoğuk yerel rüzgarlar: 1)Karayel:Balkanlardaki Y.B. ve Basra körfezindeki A.B. sonucu oluşur. Kuzeybatıdan soğuk ve kuru olarak eser. Kış mevsiminde Marmara Bölgesi ile Batı Karadeniz de sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur. 2)Yıldız:Kuzeyden eser. Karadeniz üzerinden geldiği için soğuk ve nemlidir. Karadeniz dağlarında yağış bırakır. 3)Poyraz: Marmara, Karadeniz ve iç bölgelerimize kuzeydoğudan esen soğuk, kuru bir rüzgardır. Doğu Avrupa’daki Y:B.’ın etkisi sonucunda oluşur. Kışın sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur. Yaz poyrazı ise serin ve kuru olarak eser. b)Sıcak yerel rüzgarlar:1)lodos:Kuzey Afrika’daki Y.B. ve Hazar denizindeki A.B. sonucu oluşur. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde etkilidir. Akdeniz’den geldiği için nemli ve sıcaktır. İç kesimlere sokulurken yükseltinin etkisi ile soğuyarak yağışa neden olur. Kış mevsiminde etkili olduğu bölgelerde, sıcaklığı arttırarak kar erimelerine neden olur. 2)kıble:Güneyden eser. İç kesimlerimizde etkili olur. Akdeniz bölgesinde nemli ve sıcak, iç kesimlerde ise, kuru ve sıcak olarak eser.3)Keşişleme(samyeli):30° enlemi çevresindeki dinamik Y.B.’ın etkisi sonucu oluşur. Suriye çölünden Güneydoğu Anadolu’ya doğru eser. Sıcak ve kurudur. Bitkiler üzerinde kurutucu etkisi vardır. Yeryüzü çeşitli nedenlerle farklı ısınır. Böylece ısınan hava kütlesi genleşerek yükselir. Komşu bölgedeki soğuk hava bu bölgeye doğru akmaya başlar. Ve rüzgar meydana gelir. Rüzgarın hangi yönden, ne kadar süreyle ve ne kadar sıklıkla estiğinin bilinmesi gerekir.
Alansal dağılımda en fazla ortalama hızın Çanakkale ‘de olduğunu görüyoruz. Bozkurt, Gelibolu, Ankara, Kırşehir, İskenderun’da 38m/sec lik maksimum hızlara rastlanmıştır. Bu hız saatte 136 km’ ye karşılık gelmektedir.
Rüzgar bilgileri rüzgar enerjisi çalışmalarında çok gereklidir. Rüzgar santrallerinin kurulabilmesi için gerekli rüzgarlı alanların tespit edilmesi çok önemlidir. Coğrafi faktörler rüzgarın hızını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu konuda özel araştırmalara gerek vardır. Türkiye'de Sıcaklık DağılışıTürkiye'de gözlem yapılan istasyonlardaki uzun yıllar ortalamalarına göre, yıllık ortalama sıcaklıklar 4-20 °C arasında değişmektedir. Kıyı kesimler iç kesimlerden daha sıcaktır (deniz etkisinden dolayı). Güney kıyılarımızdan kuzey kıyılarımıza doğru enlemin etkisiyle sıcaklık azalır. Ülkenin en sıcak kesimleri Güneydoğu Anadolu'nun güneyi ile Akdeniz kıyı kuşağıdır. Buralarda yıllık ortalama sıcaklık 18 °C'nin üzerindedir. Erzurum ve Kars platolarının yüksek kesimlerinde 4 °C'nin altına düşer. Sebepleri : Yükseltisinin fazla olması, karasallıktır. Türkiye Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı En yüksek sıcaklıklar Akdeniz bölgesinin kıyı kesiminde görülür. Sebepleri : enlem , deniz etkisi ve Toros kıvrım dağlarının kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerini engellemesidir. En düşük sıcaklıklar Doğu Anadolu’da Erzurum-Kars bölümünde görülür. Sebepleri : Yükseltinin fazla olması, karasallık ,kuzeyden gelen soğuk rüzgarlardır. Kıyı ile iç kesim arasındaki sıcaklık farkı fazladır. Türkiye Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı Kıyı ile iç kesim arasında sıcaklık farkı azalmıştır.En yüksek sıcaklıklar Güney Doğu Anadolu’da görülür. Sebepleri : Karasallık ve Güneyden gelen sıcak rüzgarların etkisidir. En düşük sıcaklıklar bu dönemde de Erzurum-Kars Bölümünde görülür. Sebebi ,yükseltisinin fazla olmasıdır.2005 Yılı Şubat Ayı Ortalama Sıcaklıklarının Uzun Yıllar Normallerine Göre Mukayesesi: Marmara Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; bölgenin batısında mevsim normalleri altında, doğusunda üzerinde, İstanbul ve Balıkesir çevrelerinde ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık 2.5°C ile Kırklareli’nde, en yüksek ortalama sıcaklık ise 7.6°C olarak Yalova’da gerçekleşmiştir.Ege Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; kıyı Ege ve Uşak çevrelerinde mevsim normallerinin altında, bölgenin diğer yerlerinde ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık 1.8°C ile Afyon ve Akhisar’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 10.5 °C olarak Bodrum’da gerçekleşmiştir. Akdeniz Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; Batı Akdeniz’de mevsim normallerinin altında, doğusunda ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık -2.5°C ile Göksun’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 12.5°C olarak İskenderun’da gerçekleşmiştir.İç Anadolu Bölgesi :Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken Çankırı’da normalleri civarında, Kangal ve Ulukışla civarında ise normalleri altında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık –6.1°C ile Kangal’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 3.2°C olarak Akşehir’de gerçekleşmiştir.Karadeniz Bölgesi : Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde ise normalleri civarında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık –6.6 °C ile Bayburt’ta, en yüksek ortalama sıcaklık ise 8.4 °C olarak Trabzon’da gerçekleşmiştir.Doğu Anadolu Bölgesi : Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normallerinin altında, Iğdır ve Van çevrelerinde normalleri civarında, Elazığ, Erzincan, Malatya ve Tunceli çevrelerinde ise normalleri üzerinde gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık –13.3°C ile Ağrı’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 2.1°C olarak Malatya’da gerçekleşmiştir.Güney Doğu Anadolu Bölgesi : Ortalama sıcaklıklar; bölgenin genelinde mevsim normalleri civarında, Batman çevresinde ise normalleri altında gerçekleşmiştir. En düşük ortalama sıcaklık 3.0°C ile Diyarbakır’da, en yüksek ortalama sıcaklık ise 7.4°C olarak Cizre’de gerçekleşmiştir.
Sıcaklık Analizi
Isı cisimlerde moleküllerin hareketiyle ilgili bir iç enerjidir. Sıcaklık ise ısının dışarıya karşı yaptığı etkinin bir göstergesidir.Yeryüzünün tek enerji kaynağı güneştir. Güneşten gelen kısa dalga radyasyonla önce yeryüzü ısınır daha sonra yansımayla atmosfer ısınmaktadır. Bununla birlikte atmosfer sıcaklığı karışık birçok olayın sonucudur. Çeşitli nedenlerden dolayı yeryüzü farklı ısınmaktadır. Bu farklı ısınma atmosferde de sıcaklık farklılıkları meydana getirerek hava hareketlerine neden olmakta ve çeşitli meteorolojik olayları tetiklemektedir.
Aylık sıcaklık dağılımına baktığımızda Azorun kuzeye doğru genişlemesiyle ve aynı zamanda yörüngeye bağlı olarak yaz aylarında sıcaklıklar artıp, yağışlar azalmaktadır.
Türkiye’nin uzun yıllık sıcaklık profiline baktığımızda 13°C etrafındaki salınımları ve bazı yılların normalinden sıcak, bazı yılların ise soğuk olduğunu görüyoruz.
Aylık sıcaklıkların alansal dağılımına baktığımızda en düşük ortalamaların Ardahan, Kars Erzurum Hakkari, Uludağ, Çerkeş, ve Kangal da 4-8°C, Orta Anadolu’da 8-12°C, Marmara, Karadeniz ve Akdeniz’in kuzeyinde 12-16°C Akdeniz ve Ege kıyılarında ise 16-20°C olduğunu görmekteyiz.
NİSPİ NEM
Nispi nem mevcut basınç ve sıcaklıkta, havadaki su buharı miktarının, aynı basınç ve sıcaklıktaki havanın alabileceği maksimum su buharı miktarına oranına denir ve % olarak ifade edilir. Diğer bir deyişle nispi nem havanın doyma açığını gösterir. Nispi nem mutlak nem miktarını vermez..
Güney Doğu Anadolu’da Nispi nem %40-%50, Karadeniz Bölgesinde ise %70-%80 civarındadır.
Buradaki değerlendirmeler açık yüzey bu harlaşma verilerinden yapılmıştır. Kış aylarında donma nedeniyle buharlaşma havuzları servisten kaldırılmaktadır. Türkiye’nin Nisan-Kasım uzun yıllık buharlaşma miktarlarının alansal dağılımı, G.D.Anadolu’da buharlaşmanın fazla olduğunu göstermektedir. Nispi nem ile buharlaşma arasında ters bir orantı vardır.
BULUT KAPALILIĞI:
Türkiye’de Bulut kapalılığı kuzeyde fazla güneyde azdır. Doğu Karadeniz’de kapalılığın yüksek olması ile yağışlar arasında doğru bir orantı vardır.
GÜNEŞLENME:
Güneşlenme süresi ve şiddeti enleme dayalı parametrelerdir. Bulut kapalılığı ile ters orantılıdır. Güneyde güneşlenme süre ve şiddeti daha fazladır.
2 Kasım 2009 Pazartesi
Türkiye'de İklim Çeşitleri
28 Ekim 2009 Çarşamba
HAYAT
ÖYLESİNE
Silkeledim hayat ağacını,dökülsün diye meyvalar.Yine şansıma çürükler düştü..Bir parça umuttu istediğim bahtıma kara bir yazı düştü,ağladım kurudu gözlerim,demek buymuş kaderim,oda RABBİMDEN hiç gocunmaz çekerim...BANA DA BU SINAV DÜŞTÜ..
Yüreğime sevdalarımdan bir yelken yaptım,saldım,saldım yeni sevdalara,bilirim ki kalbime imkansız bir aşk düştü.Çekerim elbet dünyanın kahrını bana MECNUN ona LEYLA olmak düştü.Kalbime lügat ne hacet o büsbütün dünyamdan göçtü,tek derdi aşktı elbet..
Herzaman ki gibi değil bu karanlık,gözlerimden ruhuma düştü esmer..Belli ki bu gecenin sabahı da zor olacak,belli damağımdan dünya tadını alacak bana keyifsiz bir sonbahar kalacak.Anladım huzur bana çok uzak,rüyaları bile uykularıma yasak.
Çöktü karanlıktan bir parça içime,of çekmekle gitmiyor,sabır her derde deva bilsemde acıma zaman geçmiyor..Toz pembe düşler döndü karaya,ne gözümde yaş ne bende derman kaldı
ANLADIM RUHUMA KARA BİR ZİNDAN,YÜREĞİME DERT KALDI..
26 Ekim 2009 Pazartesi
Türkiye'nin Matematik Konumu ve Sonuçları
Türkiye’nin Matematik Konumu Ve Sonuçlari
Türkiye, 36° - 42° Kuzey paralelleri ile 26° 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Ekvator’un kuzeyinde ve Greenwich’in doğusunda bulunan bir ülkedir. Türkiye’nin matematik konumunun sonuçları şöylece sıralanabilir:Doğu - batı istikametinde 76 dakika yerel saat farkı bulunur. Aynı anda tek ortak saat kullanılır. Çünkü doğu - batı yönünde fazla geniş değildir. Güneş ışınları hiçbir zaman dik açıyla gelmez. İki meridyen arası uzaklık yaklaşık olarak 85 - 86 km dir. Orta kuşakta yer alır. Mevsimler belirgin olarak görülür. Kışın cephesel yağışlar fazladır. Güneyden kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür. Güneyden kuzeye gidildikçe cisimlerin gölge boyu uzar. Güneyden kuzeye gidildikçe gece - gündüz süreleri arasındaki fark artar. Kuzeyden esen rüzgârlar sıcaklığı düşürürken, güneyden esen rüzgârlar sıcaklığı yükseltir. Dağların güney yamaçları daha sıcaktır. Buna bağlı olarak güney yamaçlarda yerleşmeler fazladır
21 Şubat 2009 Cumartesi
13 Şubat 2009 Cuma
Anadolu Medeniyetler Müzesi
Anadolu Medeniyetler Müzesi
M.Ö.1200'lerden Günümüze Anadolu Uygarlıkları İ. Ö. II. binin sonlarında, boğazlar üzerinden Anadolu’ya olan Deniz Kavimleri Göçleri köklü değişikliklere neden olur. Anadolu’nun büyük bir bölümüne egemen olan Hitit İmparatorluğu tarih sahnesinden silinir. İ. Ö. I. binin ilk yarısında, Anadolu, çeşitli bölgelerde kurulan Geç Hitit, Urartu ve Frig krallıkları idaresi altında kalır. Aynı tarihlerde, Dor göçlerinden nasibini alan Yunanistan halkı ise, adalar üzerinden Batı Anadolu’ya geçerek yerli halkla kaynaşır ve İon Uygarlığının temelini atar. Böylece, ilk koloni yerleşimleri kurulur. Pergelle çizilmiş motiflerin özelliklerini yansıtan bu dönem, “PROTOGEOMETRİK DÖNEM” olarak adlandırılır (İ. Ö. 1100 - 950). Yuvarlak motiflerin yerlerini köşeli geometrik motiflere bırakması ile “GEOMETRİK DÖNEM” başlar (İ. Ö. 950 - 600). Sanata süreklilik veren İonya da, doğu sanatı ile tanışmanın sonucu olarak; gerek heykeltraşlık, gerek mimari, gerekse seramik sanatında önemli gelişmeler olur. Mimaride, daha sonraki dev tapınakların temeli atılır. Heykeltraşlıkta, Protogeometrik ve Geometrik döneme nazaran insan anatomisi daha gerçekci verilmeye başlar. İ. Ö. 670 yıllarında büyük mermer heykeller yapılmaya başlar. Seramik sanatında ise Oriantalizan dönemde, Doğu Yunanın, hayvan frizli boyalı çanak - çömleği, Anadolu’nun renkliliği seven canlı anlatımı ile devam ettirilir. Oriantalizan Dönemden sonra “ARKAİK” Dönemde, yaratılan büyük boy eserlerde bu üslubun bir ölçüde devam ettiği izlenebilir. Bu dönemdeki, Batı Anadolu kültürüne has heykeller ve İon mimari tarzı, Batı Ege’de daha sonra “KLASİK ÇAĞ” sanatını etkiler. İ. Ö. 700 - 300 tarihleri arasında, Güney - Batı Anadolu’da Karia ve Lykia uygarlıkları vardır. Karyalıların ve Lykialıların Güney - Batı Anadolu’da, özellikle kaya mezarları Anadolu’nun en gözalıcı anıtları arasında yer alır. Orta Anadolu’da ise, Sardes başkent olmak üzere Lidya Krallığı hüküm sürer. Krallık, sınırlarını Kızılırmak’a kadar genişleterek, Frig Krallığını egemenliği altına alır. Bulunduğu konum nedeni ile Ion kentleri ile yakınlık kuran Lidya, Efes kentini de hakimiyeti altına alır ve bölgenin en zengin devleti haline geliri. İ. Ö. 7. yüzyılda ilk madeni parayı basarak tarihteki yerini alır. Lidya hakimiyeti İ. Ö. 546 yılında Persler tarafından yıkılır ve Anadolu Pers egemenliği altına girer (İ. Ö. 546 - 334). Bu dönemde Anadolu’da var olan sanatta Pers etkileri görülmeye başlar. Greko - Pers stili sanat eserlerinin yaratıldığı bir ortam oluşur. İ. Ö. 4. yüzyıl sonlarında, Makedonyalı Büyük İskender, Pers egemenliğine son verir ve İ. Ö. 330 - 30 yılları arasında süren “HELLENİSTİK DÖNEM” başlar. Ancak, Büyük İskender’in ölümü üzerine, kurduğu bu büyük imparatorluk, iktidar kavgasına giren generalleri tarafından paylaşılır. Anadolu’nun önemli bir kısmı Bergama Krallığı’na bağlanır. Son Bergama Kralının vasiyeti üzerine, Anadolu’nun batısı Roma egemenliğine girer. Vasiyet yolu ile Roma egemenliğine giren Anadolu, savaştan çok sulh yolu ile romalaşır. Ancak, Anadolu’nun geleneksel kültürü yaşatılmaya devam eder. Roma’nın en etkin olduğu dönemde bile, bölgesel özelliklerin ağır bastığı görülür. Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle, eski bir Yunan kenti olan “Byzantion” 330 yılında, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur ve adı imparatorun adına izafeten, “Konstantinopolis” olarak değişir. Bizans sanatı, Anadolu’da gelişen ve bölgesel özellikleri ağır basan Roma sanatı geleneğinin, Hiristiyan aleminin getirdiği yeni unsurların yoğurulması ile kişilik kazanır. Bizans Uygarlığının 4. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar yaklaşık bin yılı kapsayan bir yaşamı vardır. Mavera-ün Nehir batısında yaşayan ve 10. yüzyılda islamiyeti kabul eden Oğuz Türkleri, islamiyeti yaymak amacı ile sınırlarını genişletirler. Bizans topraklarına akınlar düzenlenir ve Alpaslan’ın, 1071’deki Malazgirt Savaşı ile, Türklere Anadolu kapıları açılır. İznik’e kadar gelen Selçuklu Türkleri burayı başkent yaparlar ve Anadolu, Büyük Selçuklu Devleti’nin eyaleti olur. 1157 tarihinde yıkılan Büyük Selçuklu Devleti’nin yerine, merkez Konya olmak üzere, Anadolu Selçuklu Devleti kurulur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin, Moğol istilaları sonucu yıkılması üzerine, İlhanlıların eline geçen Anadolu, bir süre çeşitli bölgeleri yurt edinen Türk boylarının kurduğu beylikler halinde idare edilir (1071 - 1300). Oğuz Türklerinin Kayı Aşireti, Anadolu’ya geldikleri zaman, Selçuklu Sultanı tarafından Bizans sınırında Söğüt çevresine yerleştirilir. Böylece 600 yıl sürecek bir imparatorluğun temeli atılır. Osmanoğulları, sınırlarını genişleterek Bursa’yı alır ve başkent yapar. Bir süre sonra, Bizans’ın Avrupa yakasındaki topraklarını da sınırlarına katarak, başkent Edirne’ye taşınır. 1453 yılında, başkent olmasıyla birlikte İstanbul, bir sanat ve kültür merkezi olur. Osmanlı sanatının temelinde, kendisinden önce, Selçuklu döneminde yaratılan Türk - İslam ve Anadolu kültürünün sentezi yatar. İçinde bulunduğumuz bina, Osmanlı mimarisinin güzel örneklerindendir (1299 - 1923). 19. yüzyıl sonlarında zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu dört bir yandan işgal edilir. 1919 yılında başlayan Kurtuluş Savaşı sonunda, 1923 yılında Cumhuriyet ilan edilir ve son olarak, Anadolu topraklarında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulur.
Gönderen hazannur zaman: 10:31 0 yorum
Etiketler: müze, tarihi eser
Dolmabahçe Sarayı
Dolmabahçe Sarayı
Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üslûplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecit’in mimarı Karabet Balyan’ın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Sarayının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir. Dolmabahçe Sarayı 3 katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü 2 abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır. Sarayın giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştı. İç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir. Dolmabahçe Sarayı mevcut hiçbir sarayda bulunmayan bir zenginlik ve ihtişama sahiptir. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkârlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir. Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tonuna sahiptir. Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır. Meşhur Hereke ipek ve yün halıları, Türk sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidirler. Avrupa ve Uzak doğunun ender dekoratif el işi eserleri sarayın her yerini süslerler. Pırıl, pırıl kristal avize, şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında güzelliklerini sergilerler. Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu buradakidir. 36 m. Yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa kristal avize asılı durur. Önemli siyasi toplantılarda, tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya kalorifer ve elektrik sistemi daha sonraları eklenmiştir. 6 Hamamdan Selamlık bölümündeki, eşi olmayan, güzel oymalı alabaster mermerleri ile dekorludur. Büyük salonun üst galerileri orkestra ve diplomatlar için ayrılmıştı. Uzun koridorlar geçilerek varılan harem bölümünde, sultan yatak odaları ve sultanın annesinin bölümü ile diğer kadın ve hizmetkârların bölümleri bulunmaktadır. Sarayın kuzey eklenti bölümü şehzadelere tahsis edilmişti. Girişi Beşiktaş semtinde olan yapı Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet vermektedir. Cumhuriyet döneminde, Atatürk’ün İstanbul ziyaretlerinde ikametgâh olarak kullanılan sarayda en önemli olay 1938’de Atatürk’ün ölümüdür. Halkın ziyaretine açık tutulan Atatürk’ün naşı buradan Ankara’ya gönderilmişti. Halen saraydaki saatler bu büyük Türk’ün anısına ölüm saatinde durdurulmuştur. Dolmabahçe sarayı haftanın belirli günlerinde ziyarete açık olup, görülmesi şart olan İstanbul hazinelerinden bir diğeridir.
Gönderen hazannur zaman: 10:29 0 yorum
Etiketler: saray, tarihi eser
20 Ocak 2009 Salı
Profiterol
Profiterol (6 Kişilik)
Malzemeler
HAMUR MALZEMESİ
2/3 su bardağı un
6 çorba kaşığı margarin
2/3 bardak su
1/2 çorba kaşığı toz şeker
3 yumurta
ÇİKOLATALI SOS İÇİN
1 su bardağı şeker
3 çorba kaşığı kakao
1/2 bardak su3 çorba kaşığı margarin
KREMA MALZEMESİ
1 su bardağı süt
6 çorba kaşığı toz şeker
3 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı tereyağı
2 yumurta sarısı
1 çay kaşığı vanilya
1 paket krem şanti
Yemeğin Tarifi
HAMURUN HAZIRLANIŞI
Erimiş margarinin içerisine su ve toz şekeri katarak bir taşım kaynatın. Bu karışımın içine un atarak iyice karıştırın, 5 - 6 dakika kadar pişirmeye devam ederek hamurunuzu hazırlayın.Kabı ateşten alarak 3 yumurtayı içine kırın, iyice karıştırarak yumurtaları hamura yedirin.Elde ettiğiniz hamuru bir sıkma torbasına koyarak kuru bir fırın tepsisine ikişer parmak ara ile küçük yuvarlak hamurlar sıkın.Tepsiyi kızgın fırına vererek hamurlar kabarıp, üzerleri pembeleşinceye kadar aşağı yukarı 30 dakika kadar pişirin. Fırından aldığınız hamurları 10 dakika kadar dinlendirdikten sonra hamurları kırmadan bıçakla tepsiden çıkarın. Sıcakken enli kısımlarını kapak şeklinde kesin. Hamurları bir kenara ayırın.
KREMANIN HAZIRLANIŞI
Bir tencereye yumurta sarılarını, şekeri ve vanilyayı koyarak iyice karıştırın. Kaynar sütüazar azar ilave ederek karıştırmaya devam edin. Tencereyi ocağın üzerine koyun unu ilave ederek krema kıvamını alana kadar karıştırarak kaynatın. Son olarak tereyağını ekleyerek yeniden karıştırın.
ÇİKOLATA SOSU
Bir kaba kakao ve şeker koyarak iyice harmanlayın. Kakaolu şekere azar azar su ya da sütü kattıktan sonra kabı ateşe koyun. Karışım boza kıvamına gelinceye kadar karıştırarak pişirin.Sos koyulaşınca kabı ateşten alarak margarini katın, karıştırarak sosa yedirin.Hazırladığınız ağzı açık hamurların içine kremalar doldurarak kapaklarını kapatın. Kremalı hamurları bir servis tabağına dizin. Üzerlerine çikolata sosu dökün, hazırladığınız krem şantiyle sosun üzerini de süsleyin.
Gönderen hazannur zaman: 09:21 0 yorum
Etiketler: profiterol, tatlı, yemek